Bir öğretmenin yorgunluğu çoğu zaman görünmez. Bu mesleği icra eden bizler küçük bir grup tarafından aldıkları maaş ile çalıştıkları süre oranlanarak eleştirilmekteyiz sürekli. Öğretmenlik mesleği hepimizin bildiği üzere tatil günleri ile küçük bir kesimin dillerden düşürmediği bir meslek aynı zamanda. Tabi haksızlık da yapmak istemem toplumumuzun çok daha büyük bir kesiminin öğretmenlik mesleğine saygı duyduğu, güvendiği, örnek gösterdiği ve geleceğin mimarları olarak gördüğünü de biliyoruz.
Öğretmenlik Mesleği, Aysun ve Burçin Öğretmenler gibi kahramanların öğrencilerinin üşümesi için sobayı yakmaya çalışırken sobanın alev almasıyla öğrencileri yanmasın diye atelin üzerine atlayarak canlarını veren öğretmenlerin mesleğidir. Daha yeni öğrencileri için Kahramanmaraş’ta vurulmasın diye kendini öğrencilerinin önüne atan Kahraman Ayla Öğretmenin ve tüm Kahraman Şehit Öğretmenlerimizin mesleğidir bu meslek. Bu fedakarlıklar bu mesleği icra edenlerin yüce bir adanmışlık duygusunun neticesidir. Hangimizin hayatına bir öğretmen temas etmemiştir ki!
Öğretmenlik mesleği bu mesleği icra etmeyenlerin bilemeyeceği şekilde işini evine, hayatına, zihninde taşıyanların mesleğidir. Hemen bir sohbette konu idareye, öğrencilerin sorunlarına bazen ailevi sorunlarına geliverir. Günün sonunda öğretmenler şikâyet ederek değil, çabalayarak, düşünerek ve susarak işlerini kaplumbağaların evlerini yanlarında taşıması gibi yanlarında taşıyarak yorulurlar.
Sabahın erken saatlerinde okul kapısından giren, gün boyunca onlarca öğrenciyle ilgilenen, yıllarca binlerce öğrenci yetiştiren, öğrencilerinden kendini sorumlu hisseden, yalnızca ders anlatmayan; aynı zamanda psikolog, rehber, aile danışmanı ve kimi zaman ebeveyn olmaya çalışan öğretmenlerin taşıdığı yük çoğu zaman rakamlarla sınırlandırılamaz. Dışarıdan bakıldığında görünenin aksine bu mesleğin yükü görünmeyen kısımda (zahirde değil bâtında) çok daha ağırdır.
Bir öğrencinin aile problemlerini, maddi – manevi sorunlarını dinleyen de öğretmendir. Öfkeli bir veliyi eğitimin ilkeleri açısından doğruyu göstermeye çalışan da öğretmendir. Bunların yanında bitmek bilmeyen evraklar, değişen sistemler, yetişmeyen işler arasında ayakta kalmaya çalışan kişi de öğretmendir.
Öğretmen fiziksel olarak gereğini yapar da ruhsal olarak da artık yıpranmaya başlamıştır. Hele bir iki de başarılı işi varsa bu sefer de dışlanma ve mobbing tehlikesi ile karşı karşıya kalır. Peki ne yapılmalıdır?
Sessizce yorulan öğretmen için öğrencilerinin bir gülümsemesi, küçücük bir gelişim kaydetmesi her şeye değerdir. Ancak öğretmenin bu içsel mutluluğuna destek verecek dışsal mekanizmalar da kurulmalıdır. Bu hususta proaktif olmak zorundayız. Bu sessiz tükenmişliği azaltmak için yalnızca iyi niyet değil, somut adımlar gerekir. Bunun için yapılması gerekenleri şu şekilde önererek, sunmak isterim:
- Ödül mekanizması her öğretmene mutlaka adil ve açıklanabilir olarak kurulmalıdır.
- Öğretmenlerin yaşama ihtimali olan mobbing ile mutlaka mücadele edilmeli ve mücadele süreçleri, hızlandırılmalıdır.
- Mutlaka liyakat temelli kadrolara görev verilmelidir. Bu kadrolar öğretmen eğer mesleğinin gereğini kanunlar doğrultusunda yaptıysa, karşısındakinin kim olduğuna bakmadan öğretmenin yanında durabilenler olmalıdır.
- Öğretmenlerin maddi-manevi özlük hakları geliştirilmelidir.
- Emeklilik maaş bağlanma oranları öğretmenlerin aldıkları maaş üzerinden hesaplanmalı, şu anda maaşın önemli bir kısmına denk gelen ek ödemeler emeklilikte yok sayılarak devre dışı bırakılmamalıdır.
- İdareci ve müfettişler bir kontrol listesi ile değil liderlik ve rehberlik edebilecek şekilde görevlerini yapmalı, gerektiğinde öğretmenlerden de öğrenmeye açık olmalıdır.
- Öğretmenlik meslek kanunu öğretmenin maddi-manevi yapısını güçlendirecek şekilde geliştirilmelidir.
- Öğretmenlerden her şeyden önce müfredatı yetiştirmesi değil ferdi yetiştirmesi istenmelidir. Genç bireylerin karakter inşası, sınav başarısının mutlaka önünde olmalıdır.
- Öğretmenler asıl işlerinin dışında proje adı altında yapılan gereksiz, bin bir çeşit işlerle uğraştırılmamalıdır. Hele hele mesleğin pedagojik yapısı ile alakalı olmayan fotoğrafı çek bize yolla, biz de etiketleyip paylaşalım yaklaşımından uzak tutulmalıdır.
- Meslek liselerinde öğretmenlerin şahsi cep telefonlarına yüklenmesi planlandığı ifade edilen bir programla, öğretmenleri sanayideki ustaların yanına göndererek usta hadi sende cep telefonundan karekodu okutta benim buraya geldiğim anlaşılsın gibi öğretmenlik mesleğinin vakar ve ulviyetine hiçbir şekilde uygun olmayan uygulamalar eğer gerçekten planlanıyorsa kesinlikle hayata geçirilmemelidir.
Bu çalışmaların yapılması, mevcut çaba düzeyinin artırılması öğretmenlerin mesleki tükenmişliğini bir nebze olsun ortadan kaldıracaktır. Öğretmenler yaptıkları işin zorluğuna katlanabilir ancak hak etmediği bir değersizlikle karşılaşmaya dayanamazlar.
Bugün birçok öğretmen tükenmişliğini yüksek cümlelerle ifade etmiyor. Sessizce yanında taşıyor. Derse yine giriyor, öğrencisine yine gülümsüyor, görevini yine yapıyor. Fakat içten içe yorgun düşüyor. Bazı mesleki yorgunlukların mesleğin gereği olduğunu kabul de ediyoruz. Ancak yorgunluktan her gün en dinç şekilde yeniden öğretmenin var olması da bizim sistemsel olarak yapacağımız etkili düzenlemelerle mümkün!
Öğretmenlik, toplumlara yön veren en kıymetli mesleklerden biridir. Unutmayalım öğretmen bir kandil gibi kendini yakarak çevresini aydınlatan kişidir! Tükenmişlik zorunlu bir sonuç olmaktan çıkarılmalıdır.
Beni yetiştiren öğretmenlerime ve kıymetli meslektaşlarıma saygılarımı sunuyorum.
Dr. Hamit İZDAŞ
Meslek Dersleri Öğretmeni
Hürriyetçi Eğitim Sen Muğla Şube Başkan Yardımcısı





