"Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür Eğitim Çalışanlarının Adresi"

Ana SayfaTALIS 2024’ÜN AYNASINDA ÖĞRETMENİN GERÇEĞİ

TALIS 2024’ÜN AYNASINDA ÖĞRETMENİN GERÇEĞİ

​OECD’nin devasa eğitim araştırması TALIS 2024 sonuçları Türkiye’deki eğitim ordusunun hem parlayan yüzünü hem de kronikleşen yaralarını 2018 verileriyle kıyaslayarak önümüze koyuyor. Bir sendikacı ve sınıfın tozunu yutan bir öğretmen olarak söylüyorum: Bu rapor, sadece rakamlardan ibaret değil; bu, Türkiye’nin gelecek projeksiyonudur.

​Elimizde Müthiş Bir Potansiyel Var…

​Önce hakkı teslim edelim; Türkiye, OECD’nin en “zengin” öğretmen kadrolarından birine sahip. Nasıl mı?

  • Gençlik Enerjisi: 38 yaş ortalamasıyla (OECD ortalaması 45) Avrupa’nın ve OECD’nin en genç kadrosuna sahibiz. Bu, teknolojiye yatkınlık ve bitmek bilmeyen bir dinamizm demek.
  • Kendine Güvenen Nesil: 2018’den bu yana öğretmenlerimizin “öğrencilere eleştirel düşünme becerisi kazandırma” konusundaki gayreti 10 puandan fazla artmış durumda. Genç öğretmenlerimizin öz-yeterlilik algısı, kıdemli meslektaşlarından bile yüksek.
  • Usta-Çırak İlişkisi Gelişiyor: Mesleğe yeni başlayan aday öğretmenlerin mentorluk (rehberlik) desteği alma oranı 2018’e göre %10’dan fazla artış gösterdi. Yani birbirimize sahip çıkmayı öğreniyoruz.

​AMA BUNA RAĞMEN…

​İşte zurnanın zırt dediği yer tam burası. Bu kadar genç, bu kadar dinamik ve kendine güvenen bir eğitim ordunuz var; peki ama neden bu ordu kendini “değersiz” hissediyor?

1. Potansiyel Var ama Sesimiz Ankara’da Boğuluyor!

Eğitimde devrim yapacak bir kadromuz var; BUNA RAĞMEN öğretmenlerin sadece %22’si politika yapıcıların (MEB) kendi görüşlerine değer verdiğine inanıyor. 2018’den bu yana bu oran bir milim ilerlemediği gibi, dışlanmışlık hissi derinleşiyor. Ankara’daki karar vericiler, sahanın bu genç enerjisini bir “ortak” olarak değil, sadece bir “uygulayıcı” olarak gördüğü sürece bu çark dönmez.

2. Modern Eğitim Diyoruz ama Evraka Boğuluyoruz!

Yapay zeka konuşuyoruz, dijitalleşme diyoruz; BUNA RAĞMEN her iki öğretmenimizden biri (%48) idari iş yükü ve bürokrasi altında ezilmekten ders anlatmaya mecal bulamıyor. 2018’de de aynıydı, 2024’te de aynı. Genç öğretmenin enerjisini laboratuvarda, sınıfta, atölyede kullanmak yerine; onu istatistik formları ve anlamsız dosyalarla stres küpüne çeviriyoruz.

3. En Zor Cepheye En Tecrübesiz Askeri Sürüyoruz!

Raporun en acı verici karşılaştırması şudur: Dezavantajlı bölgelerdeki okullarda, aday öğretmen (deneyimi 5 yıl altı olan) oranı, merkezi okullara göre çok daha yüksek. Yani sistem, en zorlu öğrenci grubunu, mesleğin henüz başında olan, en çok desteğe ihtiyaç duyan arkadaşımıza emanet edip “hadi mucize yarat” diyor. Buna rağmen başarı beklemek, öğretmene haksızlıktır.

4. Teknolojiye Yakınız ama Sistem Bizi “Tüketici” Yapıyor!

Genç kadromuz sayesinde teknolojiyle iç içeyiz; BUNA RAĞMEN derslerinde aktif olarak yapay zeka kullanan öğretmen oranımız %24’lerde kalmış. Bu oran Singapurda %75 civarında.  Neden? Çünkü öğretmen bu dönüşümü bir “destek” değil, üzerinde baskı oluşturan yeni bir “angarya” olarak görüyor. Eğitimde dijitalleşme, öğretmene tablet dağıtmakla değil, öğretmenin işini kolaylaştırmakla olur.

5. Öğretmenlerin mevcut çalışma koşullarından memnuniyeti!

Rapora baktığımızda bu okulda çalışmaktan memnunum kriterine verilen cevaplar OECD ortalamasının çok altındadır. Yanlış politikalar, atama ve yer değiştirme kriterleri, liyakatten uzak yönetici görevlendirmeleri, artan şiddet ve mobbing olayları bu durumun temel sebebi olarak görülmektedir. Hürriyetçi Eğitim Sen olarak tüm bu sorunların farkındayız ve tüm amacımız eğitim çalışanlarının hak ettiği eğitim ortamına kavuşması üzerinedir.

​Sonuç: %22’yi %100 Yapma Mücadelesi

​TALIS 2024 bize diyor ki: “Türkiye’nin elinde harika bir maden var, ama bu madeni işleyecek bir fabrikanız (sisteminiz) yok.”

​Biz Hürriyetçi Eğitim Sen olarak, bu raporun her bir satırının takipçisiyiz. Öğretmenin sadece %22’sinin değil, tamamının “Sözüm Ankara’da duyuluyor” dediği güne kadar susmayacağız. Genç öğretmenlerimizi idari yüklerin altında ezdirmeyecek, onları sadece evrak memuru olarak gören zihniyetle hesaplaşacağız.

​Unutmayın; bir ülkenin geleceği, öğretmeninin mutluluğu ve özgürlüğü kadardır. Elimizdeki bu genç cevheri, bürokrasi ve değersizlik bataklığında köreltmenize izin vermeyeceğiz!

Köşe Yazarlarımız