"Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür Eğitim Çalışanlarının Adresi"

Ana SayfaGüncel"BİZ BİRLİKTE HÜRRİYETİZ, BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ" 

“BİZ BİRLİKTE HÜRRİYETİZ, BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ” 

Genel Başkanımız Levent Kuruoğlu’ndan “Birlikte Hürriyetiz” başlıklı mesaj:

BİRLİKTE HÜRRİYETİZ

İlkenin, Ülkünün, Emeğin, Vefanın ve Geleceğin Büyük Yürüyüşü

Tarihte bazı yürüyüşler vardır; başladığı günle değil, taşıdığı ruhla anlam kazanır. Bazı kurumlar vardır; tabelasıyla değil, ona emek veren insanların inancı, fedakârlığı ve ahlakıyla ayakta kalır. Bazı mücadeleler de vardır ki ilk bakışta yalnızca bir sendikal hareket gibi görünür; zamanla anlaşılır ki o mücadele, aslında bir haysiyet iddiasıdır.

Hürriyetçi Eğitim Sen’in hikâyesi de tam olarak böyledir.

Bu hikâye yalnızca bir sendikanın kuruluş hikâyesi değildir. Bu hikâye, “Ben varım; emeğim var, hakkım var, iradem var, haysiyetim var.” diyen eğitim çalışanlarının ortak vicdanından doğmuş bir yürüyüştür.

13 Aralık 2021’de atılan adım, sıradan bir teşkilatlanma hamlesi değildi. O gün; eğitim çalışanının iradesinin kimsenin arka bahçesi olmayacağı, emeğinin pazarlık konusu yapılamayacağı, onurunun hiçbir makamın, hiçbir siyasi hesabın ve hiçbir dar kadro çıkarının gölgesine terk edilmeyeceği ilan edildi.

Biz bu yolu kolay olduğu için seçmedik.

Kolay olan susmaktı. Kolay olan beklemekti. Kolay olan güçlü görünenlerin yanında yer alıp haklı olanların yalnızlığına sırt çevirmekti. Kolay olan, haksızlık karşısında “böyle gelmiş, böyle gider” diyerek günü kurtarmaktı.

Biz zor olanı seçtik.

Çünkü hürriyet, kolay insanların omzunda taşınacak bir emanet değildir.

Bugün geldiğimiz noktayı anlamak isteyen herkes, önce nereden geldiğimizi hatırlamalıdır. Bizim kökümüzde yokluk vardır; fakat o yokluğun içinde asalet vardır. Kuruluş hikâyemizde imkânsızlık vardır; fakat o imkânsızlığı mazeret değil mücadele sebebi yapan bir karakter vardır.
Hürriyetçi Eğitim Sen, şahısların kurumu değildir.

Bu yapı; kişisel kariyerlerin basamağı, geçici makamların sığınağı ya da dar kadro hesaplarının sahnesi olamaz. Hürriyetçi Eğitim Sen; ilkenin, emeğin, alın terinin, ortak aklın ve hür iradenin kurumsallaşmış adıdır.

Kişiler değerlidir; fakat hiçbir kişi ilkeden büyük değildir. Makamlar önemlidir; fakat hiçbir makam kurumun ahlaki omurgasından üstün değildir. Unvanlar ve görevler değişir; emek, vefa, ilke ve kurucu ruh kalır.

Bizim milliyetçiliğimiz hamaset değil; adalet, emek, liyakat ve sorumluluk ahlakıdır. Türk milletini sevmek, bu milletin çocuklarını yetiştiren öğretmenin hakkını savunmaktan ayrı düşünülemez. Devleti sevmek, kamu düzeninde liyakat ve adalet istemekten ayrı düşünülemez. Cumhuriyet’e bağlılık; eğitimin niteliğini, öğretmenin itibarını ve kamu çalışanının onurunu savunmaktan bağımsız görülemez.
Çünkü eğitim meselesi yalnızca bir meslek grubunun meselesi değildir; milletin geleceğidir. Öğretmen itibarsızlaştırılırsa devletin yarınları zayıflar. Liyakat terk edilirse kurumlar çürür. Adalet susarsa emek sahipsiz kalır. Eğitim çalışanının emeği görülmezse, milletin istikbalini taşıyan omurga incinir.

Bu yüzden bizim mücadelemiz yalnızca sendikal değil; aynı zamanda ahlaki, mesleki ve millî bir mücadeledir. Bir öğretmenin sınıfa huzurla girmesini, bir memurun adalet duygusuyla çalışmasını, bir akademisyenin emeğinin değer görmesini ve idari personelin görünmeyen yükünün fark edilmesini önemsiyoruz.

Elbette her büyük yürüyüş kendi içinde imtihanlardan geçer. Seçimler de bu imtihanlardan biridir. Sandık, ayrışma zemini değil; kurumsal olgunluğun aynasıdır. Demokrasi yalnızca istediğimiz sonuç çıktığında alkışlamak değil, farklı bir irade tecelli ettiğinde de vakarla durabilmektir.

İnsanlar yarışır; fakat kurum yıpratılmamalıdır. Makamlar değişir; kardeşlik hukuku kalmalıdır. Kazanmak kibir, kaybetmek kırgınlık sebebi olmamalıdır. Asıl mesele, seçimden sonra aynı çatı altında birbirimizin yüzüne bakabilecek olgunluğu gösterebilmektir.
Vefa, bizim için sıradan bir nezaket cümlesi değildir; kurumsal ahlakın omurgasıdır. Bu davaya emek vermiş hiç kimsenin emeği yok sayılamaz. Bir hareketin büyüklüğü, yalnızca güçlü zamanlarında yanında olanları değil, zor zamanlarında yük taşıyanları da hatırlayabilmesiyle ölçülür.

Sözün de bir ahlakı vardır. Sendikacılığın da bir edebi, teşkilat hayatının da bir ölçüsü vardır. Kelime bazen köprü olur, bazen duvar; bazen gönül alır, bazen yara açar. Bu yüzden kurumsal meselelerimizi mecrasını kaybetmiş tartışmalara teslim edemeyiz. Sözü olan kurumsal zeminde konuşmalı, eleştirisi olan ortak akıl masasına getirmeli, itirazı olan teşkilat ahlakının sınırları içinde ifade etmelidir.
Bugün birbirimizle tüketilecek zamanımız yoktur.

Öğretmenin itibarı, okul güvenliği, liyakat ve adalet; mali ve özlük hakları, vergi yükü, ek ders ücretleri, norm kadro mağduriyetleri ve üniversite çalışanlarının sorunları çözüm beklemektedir. Bunların her biri yalnızca bir dosya başlığı değil; binlerce eğitim çalışanının hayatına, ailesine ve geleceğine dokunan gerçek meselelerdir.

Biz içe kapanacak bir hareket değiliz. Biz yalnızca tepki veren değil, teklif sunan; yalnızca itiraz eden değil, çözüm üreten; yalnızca meydanda konuşan değil, masaya dosya koyan bir sendikayız. Eğitim çalışanının derdini Türkiye’nin gündemine taşıma iddiasındayız. Bu iddianın gereği; daha çok çalışmak, daha çok sahaya inmek, daha çok okula, üniversiteye, kuruma ve gönle ulaşmaktır.
Bundan sonra bize düşen, “ben” anlayışını terk edip “biz” şuurunu büyütmektir.

Çünkü “ben” diyenler makam arar; “biz” diyenler emek verir. “Ben” diyenler kırgınlığı büyütür; “biz” diyenler kardeşliği onarır. “Ben” diyenler bugünün hesabını yapar; “biz” diyenler yarının tarihini yazar. Büyük hareketler, küçük hesaplarla değil; ortak akılla, ortak emekle ve ortak ülküyle büyür.

Şimdi vakit; kırgınlıkları değil kardeşliği, makamları değil emaneti, şahısları değil ilkeleri, geçmiş tartışmaları değil geleceğin büyük hedeflerini konuşma vaktidir. Kuruluşun ilk günündeki saf inancı bugünün kurumsal aklıyla buluşturma vaktidir.

Biz bu yola yalnızca bir sendika kurmak için çıkmadık. Eğitim çalışanının onurunu ayağa kaldırmak, emeği sahipsiz bırakmamak, hür düşünceyi ve bağımsız iradeyi sendikal hayatın merkezine yerleştirmek için çıktık.

İlk günkü inançla, daha büyük bir akılla, daha derin bir vefayla ve daha güçlü bir kurumsal iradeyle yolumuza devam ediyoruz.
Çünkü biz birlikte güçlüyüz.

Birlikte anlamlıyız.
Birlikte geleceğiz.
Biz birlikte Hürriyetiz.