Tekirdağ ili Süleymanpaşa ilçesinde görev yapan üyemizin, norm kadro fazlası olduğu gerekçesiyle Çorlu ilçesine resen atanmasına ilişkin işleme karşı açtığımız davada, Tekirdağ 2. İdare Mahkemesi dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir.
Davaya konu olayda; üyemiz, norm kadro fazlası olarak belirlenmesine rağmen kendisine bu duruma ilişkin herhangi bir bireysel bildirim yapılmadan ve tercih hakkı tanınmadan Çorlu ilçesine atanmıştır. Ayrıca üyemizin eşinin Süleymanpaşa ilçesinde görev yaptığı ve aile birliği mazeretinin bulunduğu da dosya kapsamında ortaya konulmuştur.
Mahkeme tarafından yapılan değerlendirmede; davacının norm kadro fazlası olarak belirlendiğine dair kendisine usulüne uygun bir tebligat yapılmadığı, bu nedenle tercih hakkını kullanma imkânının ortadan kaldırıldığı tespit edilmiştir. Bu haliyle, davacının ancak durumdan haberdar edilmesi halinde tercih hakkını kullanabileceği, aksi yönde tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Mahkeme ayrıca; davacı hakkında daha önce verilen Tekirdağ 2. İdare Mahkemesi’nin 03.12.2025 tarih ve E:2025/977 sayılı yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararına rağmen, idare tarafından bu kararın gereklerinin yerine getirilmediğini tespit etmiştir.
Bu kapsamda; Mahkemenin 25.03.2026 tarihli ara kararı ile davalı idareden, davacının norm kadro fazlası olarak belirlenmesine ilişkin işlemin kendisine tebliğ edilip edilmediği, norm kadro fazlası olarak atamaya tabi olduğuna ve tercih yapması gerektiğine dair herhangi bir bildirim yapılıp yapılmadığı ile tercihlerinin alınıp alınmadığı hususlarının sorulduğu; davalı idare tarafından ise yalnızca genel bir duyuru yapıldığının, davacıya yönelik herhangi bir bireysel bildirim yapılmadığının ve davacının herhangi bir tercihte bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkeme, bu haliyle yargı kararının fiilen uygulanmadığını ve yargı kararının gereklerinden açıkça kaçınıldığını ortaya koymuştur. Ayrıca, davacının norm kadro fazlası olarak belirlendiğini bilmesi hâlinde tercih hakkını kullanabileceği açık olduğundan, yeterli bilgilendirme yapılmaksızın ve tercih hakkı kullandırılmaksızın tesis edilen işlemin hukuka uygun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Öte yandan; Anayasa’nın aile birliğinin korunmasına ilişkin hükümleri kapsamında, kamu görevlilerinin aile bütünlüğünün gözetilmesi gerektiği vurgulanmış; dava konusu işlemin uygulanması hâlinde davacının uzun mesafelerde günlük ulaşım sağlamak zorunda kalacağı ve bu durumun telafisi güç zararlar doğuracağı ifade edilmiştir.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; hukuka aykırı olduğu açık olan dava konusu işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç zararlar doğabileceği sonucuna ulaşılmış ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.





