Genel Başkanımız Levent KURUOĞLU, Ankara 4. İş Mahkemesi tarafından verilen ve Öğrenci Gelişim Raporlarına ilişkin sendikal eylem kararlarını hedef alan hükme sert tepki gösterdi. KURUOĞLU, söz konusu kararın hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmadığını ve temel hak ve özgürlükler açısından ciddi tartışmalar doğurduğunu ifade etti.
KURUOĞLU, sendikal hakların idarenin takdirine bağlı ayrıcalıklar olmadığını vurgulayarak, “Sendikal haklar Anayasa ile güvence altına alınmış temel haklardır. Mahkemelerin görevi kamu otoritesinin uygulamalarını kolaylaştırmak değil; bireyin ve örgütlü toplumun haklarını korumaktır” dedi. Verilen kararın bu sorumlulukla örtüşmediğini belirtti.
Alınan kararın yalnızca bir eylemle sınırlı olmadığını ifade eden KURUOĞLU, bu yaklaşımın kabul edilmesi halinde sendikal karar alma süreçlerinin, kolektif hak arama yöntemlerinin ve örgütlü mücadelenin bütününün hukuki belirsizlik altına gireceğine dikkat çekti. “Mesele bir uygulama değil, sendikal hakların kullanım alanının daraltılmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Anayasa’nın 51. maddesine atıf yapan KURUOĞLU, kamu çalışanlarının sendika kurma, örgütlenme ve sendikal faaliyet yürütme hakkının açık şekilde güvence altına alındığını hatırlattı. Bu hakkın yalnızca örgütlenmeyi değil, karar alma ve eylem koyma özgürlüğünü de kapsadığını belirtti. Ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesine dikkat çekerek, sendikal hakların engellenmesinin suç olarak tanımlandığını vurguladı.
Uluslararası hukuk metinlerinin de aynı doğrultuda olduğunu belirten KURUOĞLU, başta ILO sözleşmeleri olmak üzere taraf olunan düzenlemelerin sendikal hakların korunmasını devletin pozitif yükümlülüğü olarak tanımladığını ifade etti.
Öte yandan, ortaokul ve liselerde Öğrenci Gelişim Raporlarının uygulanmasına ilişkin açık ve bağlayıcı bir yasal düzenleme bulunmadığını hatırlatan KURUOĞLU, yasal zemini tartışmalı bir uygulamaya karşı alınan sendikal tutumun bu şekilde sınırlandırılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını belirtti.
KURUOĞLU, açıklamasında şu soruya dikkat çekti:
“Yargı, temel hak ve özgürlükleri güvence altına almak için mi vardır; yoksa tartışmalı idari uygulamaları meşrulaştıran sonuçlar üretmek için mi?”
Hür-Sen olarak tutumlarının net olduğunu belirten KURUOĞLU, “Sendikal haklar daraltılamaz, keyfi biçimde sınırlandırılamaz ve yorum yoluyla etkisiz hale getirilemez” ifadelerini kullandı.
Sürecin yalnızca bir yargı kararından ibaret olmadığını, örgütlü mücadelenin alanını ilgilendiren kritik bir eşik olduğunu vurgulayan KURUOĞLU, şu mesajı verdi:
“Hukuki mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Üst yargı mercileri nezdinde tüm başvurular yapılacak, sendikal hakların korunması için her türlü demokratik ve hukuki yol kararlılıkla kullanılacaktır.”
KURUOĞLU açıklamasını, “Sendikal haklar tartışmaya açık değildir. Örgütlü mücadele sınırlandırılamaz. Haklar ancak mücadeleyle korunur ve bu mücadele kararlılıkla sürecektir” sözleriyle tamamladı.





