"Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür Eğitim Çalışanlarının Adresi"

Ana SayfaÖzlük HukukHukuki Değerlendirme, BilgilendirmelerMillî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme ve Görevlendirme Yönetmeliğinde Hukuka Aykırılık...

Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme ve Görevlendirme Yönetmeliğinde Hukuka Aykırılık Teşkil Eden Maddeleri Yargıya Taşıdık

Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme ve Görevlendirme Yönetmeliğinde Hukuka Aykırılık Teşkil Eden Maddeleri Yargıya Taşıdık

Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme ve Görevlendirme Yönetmeliği, 30 Ocak 2026 Cuma tarihli ve 33153 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelikte yer alan ve hukuka aykırılık teşkil ettiği değerlendirilen bazı düzenlemeler, sahadan gelen geri bildirimler ve uygulama sonuçları doğrultusunda değerlendirilmiş ve yargıya taşınmıştır.

Yönetmelikte yer alan bazı hükümlerin; hukuk devleti ilkesi, normlar hiyerarşisi, eşitlik ilkesi, hukuki güvenlik ve belirlilik, ölçülülük ve kazanılmış hakların korunması ilkeleriyle çeliştiği görülmüştür. Eğitim kurumu yöneticilerinin statü güvencesini zayıflatan, norm kadro esaslarıyla uyumsuzluk yaratan ve kariyer imkanlarını daraltan düzenlemelerin telafisi güç ve imkânsız sonuçlar doğurabileceği değerlendirilmiştir.

Bu kapsamda, uygulamada ciddi mağduriyetlere yol açacağı öngörülen Yönetmelik hükümleri yargıya taşınmıştır.

  1. Anaokullarına Müdür Olarak Görevlendirme Şartı

(MADDE 6 – (2) (ğ))

Anaokullarına müdür olarak görevlendirileceklerde okul öncesi öğretmenliği yanında sınıf öğretmenliği alanına da yer verilmiştir. Ancak anaokulları, pedagojik yapısı ve norm kadro planlaması bakımından tamamen okul öncesi eğitim kurumları olup, sınıf öğretmenliği alanına ilişkin norm kadro bulunmamaktadır.

Normu bulunmayan bir alanın yönetici görevlendirmesi bakımından kabul edilmesi, yönetmeliğin 5’inci maddesinde yer alan ilgili kuruma öğretmen olarak atanabilirlik esasına dayanan düzenleme mantığı ve temel yaklaşımıyla çelişmektedir. Okul öncesi eğitimin kendine özgü pedagojik yapısı dikkate alındığında, sınıf öğretmenlerinin anaokullarına müdür olarak görevlendirilebilmesine imkân tanınması kamu yararı ve hizmet gerekleri ile bağdaşmamaktadır.

  1. Özel Eğitim Kurumlarına İlişkin Branş Sınırlaması

(MADDE 6 – (3) – “(c) bendi hariç” ibaresi)

Yönetmeliğin 5’inci maddesinde yönetici görevlendirmesinde temel ölçüt olarak ilgili eğitim kurumuna öğretmen olarak atanabilir olma şartı esas alınmıştır. Buna karşılık 6’ncı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “(c) bendi hariç” ibaresi ile özel eğitim kurumları bakımından daraltıcı bir istisna getirilmiştir.

Bu düzenleme ile öğretmen olarak atanabilme yeterliliği bulunan bazı branşların yönetici olarak görevlendirilmesinin önü kapatılmıştır. Özel eğitim kurumlarında görev yapabilen görsel sanatlar, beden eğitimi, müzik ve din kültürü ve ahlak bilgisi gibi branş öğretmenlerinin yönetici görevlendirmesi bakımından dışlanması nesnel ve makul bir nedene dayanmayan ayrım yaratmakta olup eşitlik ilkesine aykırıdır.

  1. Yönetici Yetiştirme Programına Başvuru Sınırlaması

(MADDE 17)

Yönetici yetiştirme programlarına başvuru hakkı branşlar ve eğitim kurumu türleri esas alınarak sınırlandırılmış; özellikle beden eğitimi, görsel sanatlar, müzik, din kültürü ve ahlak bilgisi ile rehberlik alanındaki öğretmenlerin başvuru imkânları daraltılmıştır.

Aynı statüde bulunan öğretmenler arasında nesnel ve makul bir nedene dayanmayan farklı uygulama oluşturulması eşitlik ilkesine aykırıdır. Farklı eğitim kurumlarında yönetici olarak görevlendirilebilme yeterliliği bulunan branş öğretmenlerinin başvuru alanlarının daraltılması ölçülülük ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Yönetici yetiştirme programlarının amacı nitelikli yönetici yetiştirmek iken branş temelli sınırlamalar getirilmesi yönetici aday havuzunu daraltarak kamu hizmetinin etkin yürütülmesini olumsuz etkileyebilecek nitelik taşımaktadır.

  1. Sendikal Görev Nedeniyle Yöneticilik Görevinin Sona Ermesi

(MADDE 33 – (2))

Yöneticilik görevinin, görevlendirildiği dört ders yılı içinde; 25/06/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 18’inci maddesi uyarınca sendikal görev nedeniyle bir yıl veya daha fazla süreyle aylıksız izne ayrılanlar bakımından aylıksız izinlerinin başladığı tarihten itibaren, bir yıldan az süreyle görevlendirilenler yönünden ise toplamda bir yılın dolmasıyla sona ereceği hüküm altına alınmıştır.

Sendikal görev kapsamında aylıksız izne ayrılma mevzuatla tanınmış bir hak olup, bu hakkın kullanılması tek başına yöneticilik statüsünün sona erdirilmesine gerekçe oluşturamaz. Sendikal görev nedeniyle aylıksız izne ayrılan yöneticiler bakımından farklı sonuç doğurulması eşitlik ilkesine aykırıdır.

Somut bir değerlendirme yapılmaksızın yöneticilik görevinin otomatik şekilde sona erdirilmesi hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

  1. Birleştirilen veya Kapatılan Kurumlarda Yöneticilerin Öğretmenliğe Atanması

(MADDE 33 – (4) ve (5))

Yönetmeliğin “Yöneticilik görevinin sona ereceği ve devam edeceği durumlar” başlıklı 33’üncü maddesinin (4) ve (5) numaralı fıkralarında; birleştirilen veya kapatılan eğitim kurumlarında görev yapan yöneticiler bakımından, yeni statüye göre yönetici olarak görevlendirilme şartlarını taşımayanlar ile şartları taşımasına rağmen tercih yapmayan veya tercihine rağmen yönetici olarak görevlendirilemeyenlerin öğretmen olarak atanmasına imkân tanınmıştır.

Eğitim kurumlarının birleştirilmesi veya kapatılması yöneticinin kusuru ya da mesleki yeterliliği ile ilgili olmayıp tamamen idarenin planlama tasarruflarından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle idarenin kendi yapısal düzenlemeleri sonucunda ortaya çıkan durumların yöneticiler bakımından statü kaybı doğuracak şekilde sonuçlandırılması hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

Tercih yapılmaması her zaman yöneticilikten vazgeçme anlamına gelmemekte olup; aile birliği, sağlık, ulaşım veya benzeri zorlayıcı nedenlerle tercih yapılmaması mümkündür. Buna rağmen doğrudan öğretmenliğe atama yapılması ölçülülük ve hakkaniyet ilkelerine aykırıdır.

Ayrıca yöneticilik görevine devam etmek isteyen ancak kontenjan yetersizliği veya idarenin planlama tercihleri nedeniyle görevlendirilemeyen kişilerin öğretmenliğe atanması, idarenin kendi tasarruflarının sonuçlarının personele yüklenmesi anlamına gelmektedir.

Bu nedenlerle söz konusu düzenlemelerin iptali talep edilmiştir.