Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin;
öğretmenlerin aile bütünlüğünü, çalışma barışını ve mesleki istikrarını zedeleyen,
uygulamada ciddi mağduriyetlere yol açacağı öngörülen hükümlerine karşı;
26.01.2026 tarihinde Danıştay 2. Daire Başkanlığı’nda, 2026/474 esas numarası ile yürütmenin durdurulması talepli, yönetmelik hükümlerinin iptaline yönelik davamızı açtık:
Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği, 09.01.2026 tarih ve 33132 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan Yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile birlikte, 17.04.2015 tarih ve 29329 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni Yönetmelikte yer alan ve hukuka aykırılık teşkil ettiği değerlendirilen düzenlemelere ilişkin hususlar yargıya taşınmıştır.
Anılan Yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte, öğretmenlerin yer değiştirme, mazeret, norm kadro ve hizmet puanı uygulamalarına ilişkin birçok hükmün; hukuk devleti ilkesi, normlar hiyerarşisi, kazanılmış hakların korunması, hukuki belirlilik ve ölçülülük ilkeleriyle açıkça çeliştiği görülmüştür. Öğretmenlerin aile bütünlüğünü, çalışma barışını ve mesleki istikrarını zedeleyen bu düzenlemeler, telafisi güç ve imkânsız sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
Bu kapsamda, uygulamada ciddi mağduriyetlere yol açacağı öngörülen Yönetmelik hükümlerini yargıya taşıdık.
- Öğretmenlerin Aynı Eğitim Kurumunda Azami Çalışma Süresi
(Madde 28)
Yönetmeliğin 28’inci maddesi ile öğretmenlerin aynı eğitim kurumunda azami görev süresi 12 yıl ile sınırlandırılmış; bu sürenin sonunda yapılacak yer değiştirme işlemlerinde idareye geniş, belirsiz ve sınırları çizilmemiş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Özellikle tercihleri doğrultusunda yerleştirilemeyen veya tercih yapmayan öğretmenlerin, “coğrafi durum ve ulaşım şartları” gibi nesnel ölçütleri açıkça tanımlanmamış kriterler esas alınarak valiliklerce resen atanacak olmaları, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Resen atamaların hangi somut ve denetlenebilir ölçütlere göre yapılacağı düzenlemede açıkça ortaya konulmadığı gibi, bu yetkinin keyfî kullanımını engelleyecek herhangi bir sınırlayıcı hükme de yer verilmemiştir. Öğretmenlerin iradesi dışında gerçekleştirilen bu zorunlu yer değiştirme uygulamasının kanunda açık ve emredici bir dayanağının bulunmaması, düzenlemeyi idarenin düzenleyici işlem yoluyla kanuni sınırları aşması noktasına taşımaktadır.
- Mazerete Bağlı Yer Değiştirmeler
(Madde 29/5)
Anılan hükümle, mazeretin bulunduğu ilçe ile görev yapılan ilçenin aynı ilçe grubunda yer alması hâlinde mazerete bağlı yer değiştirme başvurusu mutlak biçimde yasaklanmakta; bu suretle mazeret hakkı fiilen ortadan kaldırılmaktadır.
İlçe grubu kavramı; ulaşım, sosyal ve fiilî yaşam koşulları bakımından ilçeler arasında ciddi farklılıklar bulunmasına rağmen soyut ve genelleyici bir sınıflandırmaya dayanmaktadır. Mazeretin gerçekliği ve ağırlığı hiç değerlendirilmeden başvurunun peşinen reddedilmesi, ölçülülük ve hukuki belirlilik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Ayrıca kanunda açıkça öngörülmeyen bu kısıtlama ile idare, mazerete bağlı yer değiştirme hakkını daraltmakta; öğretmenlerin özel ve aile hayatının korunması hakkını zedelemektedir.
- İl İçi İsteğe Bağlı Yer Değiştirmeler
(Madde 32/4)
Bu hükümle, eğitim kurumunun kapanması, norm kadro değişikliği veya hizmetin gereği gibi nedenlerle kendi iradesi dışında görev yeri değiştirilen öğretmenlerin, önceki eğitim kurumlarında geçen hizmet sürelerinin yeni görev yerindeki zorunlu çalışma süresine dâhil edilmesi öngörülmüştür.
Öğretmenin kusuru ve talebi olmaksızın gerçekleşen bu atamaların, isteğe bağlı yer değiştirme hakkını sınırlandıracak sonuçlar doğurması hakkaniyet ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Özellikle norm kadro fazlası olması nedeniyle idarenin yönlendirmesiyle tercihe zorlanan öğretmenler bakımından, ortaya çıkan mağduriyeti giderecek herhangi bir istisna veya düzenlemeye yer verilmemiştir.
İdarenin kendi tasarruflarıyla oluşan bir durumun olumsuz sonuçlarının öğretmene yüklenmesi, öğretmeni fiilen cezalandırıcı bir etki yaratmakta; hukuki güvenlik, eşitlik ve kazanılmış hakların korunması ilkelerine aykırılık oluşturmaktadır.
- İhtiyaç ve Norm Kadro Fazlası Öğretmenlerin Yer Değiştirmeleri
(Madde 34/9 – 34/10)
Madde 34/9 yönünden:
Bu hükümle, norm kadro fazlası öğretmenlerin “Akademide eğitime alınarak” başka alanlarda görevlendirilebilmesine imkân tanınmış; ancak bu sürecin kapsamı, süresi, gönüllülük esasına dayanıp dayanmadığı ve görevlendirmenin sonuçları açıkça düzenlenmemiştir. Öğretmenlerin branşı, mesleki yeterliliği ve kazanılmış hakları gözetilmeksizin alan dışı görevlendirmeye zemin hazırlayan bu düzenleme, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırıdır.
Madde 34/10 yönünden:
Geçici görevlendirmelerin süresi, sınırları ve öğretmenin rızasına bağlı olup olmadığı açıkça düzenlenmediğinden, bu uygulama fiilî ve sürekli yer değişikliğine dönüşebilecek niteliktedir. Öğretmenlerin ulaşım, aile düzeni ve çalışma koşulları dikkate alınmaksızın yapılan bu görevlendirmeler, norm kadro fazlalığından kaynaklanan idari bir sorunun yükünü öğretmenin üzerine bırakmakta; ölçülülük ve hakkaniyet ilkelerini ihlal etmektedir.
- Hizmet Puanları
(Madde 21)
Yeni Yönetmelik ile zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapıp zorunlu hizmet süresini tamamlayan öğretmenlere uygulanan %50 artırımlı hizmet puanı uygulamasına son verilmiştir. Bu durum, dezavantajlı bölgelerde uzun yıllar görev yapan öğretmenlerin emek ve fedakârlıklarının karşılıksız kalmasına yol açmaktadır.
Zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapmayı teşvik eden bu uygulamanın kaldırılması, öğretmen tutunurluğunu zayıflatacak; öğretmen sirkülasyonunu artırarak eğitim-öğretim sürekliliğini olumsuz etkileyecektir. Ayrıca hizmet puanlarının günlük esas üzerinden hesaplanması, uygulamada belirsizlik ve eşitsizlik doğurabilecek niteliktedir. Bu yönüyle düzenleme, ölçülülük ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Madde 21/2 yönünden:
Yönetmeliğin 21’inci maddesinin ikinci fıkrasında, nöbetçi belletici olarak görevlendirilen öğretmenlere; yatılı bölge ortaokulları, yatılı bölge imam-hatip ortaokulları ile özel eğitim okullarının pansiyonlarında yaptıkları her bir görev için 0,2 hizmet puanı, diğer eğitim kurumlarının pansiyonlarında yaptıkları her bir görev için ise 0,1 hizmet puanı verileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile aynı nöbetçi belletici görevini yapan öğretmenlere, görev yapılan pansiyon türüne göre farklı hizmet puanı verilmesi öngörülmüştür. Oysa belletici nöbeti; süre, sorumluluk ve fiilî iş yükü bakımından aynı nitelikte olup görev tanımı yönünden farklılık taşımamaktadır. Bu nedenle eşit işe farklı puan verilmesi, öğretmenler arasında objektif temele dayanmayan bir ayrım yaratmakta; eşitlik ve hakkaniyet ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir. Bu yönüyle söz konusu düzenlemenin iptali gerekmektedir.
- İlçe Grupları
(Madde 41)
İlçe gruplarının oluşturulmasında coğrafi özellikler ve ulaşım imkânlarının esas alındığı belirtilmekle birlikte, uygulamada bu kriterlerin nesnel ve ölçülebilir biçimde dikkate alınmadığı görülmektedir. Aynı ilçe grubu içinde yer alan ilçeler arasındaki mesafenin 90–150 kilometreye kadar çıkabildiği durumlar, bu düzenlemenin öğretmenlerin günlük yaşamını ve aile düzenini ciddi biçimde zorlaştırdığını ortaya koymaktadır.
Somut ve denetlenebilir kriterlere dayanmayan bu gruplandırma, öğretmenlerin yer değiştirme ve görevlendirme işlemlerinde keyfî uygulamalara yol açmakta; hukuki belirlilik ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Sonuç olarak; Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği, öğretmenlerin yer değiştirme haklarını daraltan, idareye sınırsız ve denetimsiz takdir yetkisi tanıyan, aile bütünlüğü ve çalışma barışını göz ardı eden düzenlemeler içermektedir. İdarenin kendi hatalarından ve planlama eksikliklerinden kaynaklanan norm kadro sorunlarının bedelinin öğretmenlere ödetilmesi, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Öğretmenlerin ulaşım, barınma, aile ve sağlık durumları dikkate alınmaksızın tesis edilen bu düzenlemeler; öngörülebilirlikten uzak, keyfî uygulamalara açık ve telafisi mümkün olmayan mağduriyetler doğuracak niteliktedir.





